Kırık, kemiğin bütünlüğünün travma veya daha nadiren kemiği zayıflatan hastalıklar sonucunda bozulmasıdır. Her kırığın tedavisi aynı değildir. Kırığın bulunduğu kemik, ekleme uzanıp uzanmaması, parçaların yer değiştirme miktarı, hastanın yaşı, kemik kalitesi ve eşlik eden yaralanmalar tedavi yönteminin belirlenmesinde önemlidir.
Tedavinin temel amacı kırığın uygun pozisyonda iyileşmesini sağlamak, eklem hareketlerini ve uzuv fonksiyonunu mümkün olduğunca korumak ve hastanın günlük yaşamına güvenli şekilde dönmesini sağlamaktır.
Hayır. Birçok kırık ameliyatsız olarak başarıyla tedavi edilebilir.
Yer değiştirmemiş veya kabul edilebilir pozisyondaki stabil kırıklarda atel, alçı veya uygun ortezlerle takip yeterli olabilir. Bazı yer değiştirmiş kırıklarda ise kemik ameliyatsız olarak uygun pozisyona getirildikten sonra alçıyla takip edilebilir.
Buna karşılık kırığın belirgin şekilde yer değiştirmesi, eklem yüzeyini bozması, stabil olmaması, açık kırık bulunması veya uygun pozisyonun alçıyla korunamaması gibi durumlarda cerrahi tedavi gerekebilir.
Kırık cerrahisinin amacı kemiği yalnızca “metal ile birleştirmek” değildir. Kullanılan implantlar, kırık iyileşirken kemik parçalarının uygun pozisyonda ve yeterli stabilitede kalmasını sağlamak için kullanılır.
Plak ve vidalar, kırık parçalarının uygun pozisyona getirildikten sonra kemiğin yüzeyinden sabitlenmesini sağlar. Özellikle ekleme yakın veya eklem yüzeyine uzanan birçok kırıkta kullanılabilir.
İntramedüller çiviler ise kemiğin içerisindeki kanala yerleştirilir ve çoğunlukla vidalarla kemiğe sabitlenir. Özellikle femur ve tibia gibi uzun kemiklerin gövde kırıklarında sık kullanılan yöntemlerdendir.
Hangi yöntemin kullanılacağı kırığın yerine ve şekline göre değişir. Her kırık için tek bir “en iyi implant” yoktur.
Hastaların en sık sorduğu sorulardan biri budur ancak bütün kırıklar için geçerli tek bir süre vermek doğru değildir.
Kırığın iyileşme süresi;
Kırılan kemiğe ve kırığın yerine,
Kırığın tipine ve şiddetine,
Hastanın yaşına,
Kemik kalitesine,
Sigara kullanımı ve eşlik eden hastalıklara,
Yaralanma sırasında yumuşak dokuların ne kadar etkilendiğine
göre değişebilir.
Bazı küçük kemik kırıkları 3–4 hafta içerisinde iyileşebilirken birçok kırık için 6–8 hafta veya daha uzun süre gerekebilir. Büyük kemiklerde ve ciddi yaralanmalarda iyileşme birkaç ayı bulabilir.
Burada önemli bir ayrım vardır:
Ağrının azalması, kemiğin tamamen iyileştiği anlamına gelmez.
Aynı şekilde röntgende kaynamanın başlaması da hastanın hemen sınırsız şekilde yük verebileceği veya spora dönebileceği anlamına gelmez. Kemiğin iyileşmesi ile eklem hareketlerinin, kas gücünün ve normal fonksiyonun geri kazanılması farklı süreçlerdir.
Kırık ameliyatından sonraki süreç, yapılan ameliyat kadar önemlidir. Ne zaman hareket başlanacağı ve kırık üzerine ne kadar yük verilebileceği her kırıkta farklıdır.
Distal radius kırıkları özellikle açık el üzerine düşme sonrasında sık görülür. Kırığın özelliklerine göre alçıyla veya plak-vida ile cerrahi olarak tedavi edilebilir.
Tedavi sonrasında parmak hareketlerinin korunması, uygun zamanda el bileği hareketlerinin başlanması ve ilerleyen dönemde kavrama gücünün yeniden kazanılması önemlidir.
Özellikle ileri yaşlarda düşme sonrasında proksimal humerus kırıkları görülebilir. Kırığın şekline ve hastanın özelliklerine göre askı ile takipten cerrahi tedaviye kadar farklı yöntemler uygulanabilir.
Uzun süre gereksiz hareketsizlik omuzda ciddi hareket kısıtlılığına neden olabileceğinden, kırığın izin verdiği dönemde uygun hareket ve rehabilitasyon programının başlanması önemlidir.
Kalça kırıkları özellikle ileri yaşlarda önemli yaralanmalardır ve çoğunlukla cerrahi tedavi gerektirir.
Kırığın yerine ve hastanın özelliklerine göre çivi, plak-vida veya kalça protezi uygulanabilir. Tedavi yalnızca kırığın kaynamasını değil, hastanın mümkün olduğunca erken mobilizasyonunu ve günlük yaşam fonksiyonlarını yeniden kazanmasını da hedefler.
Femur ve tibia gibi uzun kemik kırıklarında özellikle erişkin hastalarda intramedüller çiviler sıklıkla kullanılabilir. Bazı kırıklarda ise plak ve vida sistemleri daha uygun olabilir.
Hastanın ameliyattan sonra ayağının üzerine ne zaman ve ne kadar basabileceği kırığın şekline, uygulanan tespit yöntemine ve takip görüntülerine göre belirlenir.
Ayak bileği kırıkları basit ve stabil kırıklardan, eklem uyumunu ve ayak bileği stabilitesini bozan ciddi yaralanmalara kadar geniş bir gruptur.
Stabil kırıkların bir bölümü ameliyatsız takip edilebilirken, yer değiştirmiş ve eklem uyumunu bozan kırıklarda cerrahi tedavi gerekebilir. Ameliyat sonrasında yük verme ve ayak bileği hareketlerinin başlanma zamanı hastaya ve kırığa göre planlanır.
Kırık tedavisinde amaç yalnızca röntgende kemiğin kaynaması değildir. Hareketsizlik döneminde kas gücü azalabilir ve komşu eklemlerde hareket kısıtlılığı gelişebilir. Bu nedenle uygun zamanda başlanan hareket ve rehabilitasyon, normal fonksiyona dönüşün önemli bir parçasıdır.
Bazı kırıklarda ameliyattan kısa süre sonra eklem hareketlerine başlanabilirken bazı kırıklarda belirli bir süre hareket veya yük verme kısıtlanabilir.
Bu nedenle internette görülen “6 hafta sonra herkes yürür” veya “ameliyattan sonra hemen basılır” gibi genellemeler doğru değildir. Rehabilitasyon programı kırığın tipi, cerrahi tespitin sağlamlığı ve kontrol muayenelerindeki iyileşme bulgularına göre belirlenmelidir.
Çocuk kırıkları erişkin kırıklarının küçük bir versiyonu değildir. Çocuk kemikleri büyümeye devam ettiği için hem iyileşme özellikleri hem de tedavi yaklaşımları erişkinlerden farklıdır.
Çocuklarda birçok kırık alçı veya atel ile ameliyatsız olarak başarılı şekilde tedavi edilebilir. Çocuk kemiğinin iyileşme ve zaman içerisinde bazı açılanmaları yeniden şekillendirme kapasitesi erişkinlerden daha yüksektir. Bununla birlikte her çocuk kırığında bu özelliğe güvenilemez.
Çocukluk çağında özellikle önemli olan yapılardan biri büyüme plaklarıdır. Bunlar uzun kemiklerin uçlarına yakın bölgelerde bulunur ve kemiğin büyümesine katkı sağlar.
Büyüme plağını ilgilendiren bazı kırıklar basit alçı tedavisiyle iyileşirken, yer değiştirmiş veya eklem yüzeyini etkileyen bazı kırıklarda kırığın hassas şekilde düzeltilmesi ve cerrahi tespit gerekebilir.
Büyüme plağı yaralanmalarında önemli noktalardan biri uzun dönem takiptir. Bazı yaralanmalarda büyüme plağının etkilenmesine bağlı olarak ilerleyen dönemde açısal deformite veya uzuv uzunluk farkı gelişebileceğinden belirli kırıkların iyileştikten sonra da takip edilmesi gerekebilir.
Çocuk kemikleri genel olarak erişkinlerden daha hızlı iyileşir. Ancak süre yine çocuğun yaşına ve kırığın yerine göre değişir.
Örneğin bazı stabil çocuk ön kol kırıkları yaklaşık 3–4 haftalık immobilizasyonla tedavi edilebilirken daha ciddi kırıklarda 6–10 haftalık koruma gerekebilir. Çocuk ayak bileği kırıklarında ise kemik iyileşmesi sıklıkla yaklaşık 4–6 hafta sürer.
Ancak kemiğin iyileşmiş olması çocuğun hemen temaslı spora veya yüksek riskli aktivitelere dönebileceği anlamına gelmez. Spora dönüş zamanı kırığın türüne, iyileşmesine, eklem hareketlerine ve kas gücünün geri kazanılmasına göre belirlenmelidir.
Her plak, vida veya çivinin kemik kaynadıktan sonra çıkarılması gerekmez. Birçok implant herhangi bir sorun oluşturmadan vücutta bırakılabilir.
İmplantın ağrı veya yumuşak doku irritasyonuna neden olması, enfeksiyon gibi özel durumlar veya çocuk hastalarda büyüme ve kullanılan implantın özellikleri nedeniyle çıkarılması düşünülebilir.
Bu karar da rutin olarak değil, hasta ve kullanılan implant özelinde verilmelidir.
Travma sonrasında belirgin şekil bozukluğu, kemiğin veya yaranın dış ortamla ilişkili olduğu açık kırık, parmaklarda veya ayakta belirgin solukluk/soğukluk, ilerleyen uyuşma veya güç kaybı bulunması durumunda acil değerlendirme gerekir.
Alçı veya ameliyat sonrasında giderek artan ve beklenenden fazla ağrı, belirgin şişlik, parmaklarda renk veya duyu değişikliği, yara yerinde akıntı veya ateş gibi bulgular gelişmesi durumunda da değerlendirme geciktirilmemelidir.
Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel tıbbi değerlendirme, tanı veya tedavi önerisi niteliğinde değildir ve hekim muayenesinin yerini tutmaz. Tanı ve tedavi kararları hastanın bireysel özellikleri ve klinik değerlendirmesi doğrultusunda hekim tarafından verilmelidir. Acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi'ne veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.