Diz ağrısı her yaş grubunda görülebilir ancak ağrının nedenleri yaşa, aktivite düzeyine ve ortaya çıkış şekline göre değişiklik gösterir. Genç ve aktif bireylerde spor yaralanmaları, menisküs ve bağ problemleri daha sık görülürken; yaş ilerledikçe kıkırdak aşınması ve diz kireçlenmesi daha fazla ön plana çıkar.
Ağrının dizin önünde, iç veya dış tarafında ya da arkasında hissedilmesi; travma sonrası başlayıp başlamaması; şişlik, kilitlenme veya boşalma hissinin eşlik etmesi olası nedenin belirlenmesinde önemlidir.
Genç hastalarda diz ağrısının önemli nedenleri arasında ön çapraz bağ yaralanmaları, menisküs yırtıkları, patellofemoral ağrı, patellar tendinit ve kıkırdak yaralanmaları bulunur.
Özellikle spor sırasında ani yön değiştirme, dönme, sıçrama veya uygun olmayan iniş sonrasında ortaya çıkan ağrı ve şişlik menisküs veya bağ yaralanmalarını düşündürebilir.
Orta yaşlarda travmatik problemlerin yanı sıra dejeneratif menisküs yırtıkları, kıkırdak hasarları ve erken dönem diz kireçlenmesi daha sık görülmeye başlar.
Bu yaş grubunda görüntülemede menisküs yırtığı saptanması tek başına ağrının menisküsten kaynaklandığını veya artroskopik cerrahi gerektiğini göstermez. Menisküs, kıkırdak yapısı ve hastanın klinik bulguları birlikte değerlendirilmelidir.
İleri yaş grubunda diz ağrısının en sık nedenlerinden biri diz osteoartriti (gonartroz), yani diz kireçlenmesidir.
Kıkırdak kaybı ilerledikçe ağrı, hareket kısıtlılığı ve yürüme güçlüğü belirginleşebilir. Bununla birlikte ileri yaştaki her diz ağrısının kireçlenmeye bağlı olmadığı unutulmamalıdır.
Menisküsler diz eklemi içerisinde yük dağılımına, darbe emilimine ve eklem stabilitesine katkı sağlayan önemli yapılardır.
Genç hastalarda menisküs yırtıkları çoğunlukla spor veya travma sırasında dizin dönmesiyle meydana gelir. İleri yaşlarda ise menisküs dokusundaki dejenerasyon nedeniyle daha düşük enerjili hareketlerle de yırtık gelişebilir.
Eklem hattında ağrı, şişlik, takılma ve bazı yırtıklarda kilitlenme görülebilir.
Her menisküs yırtığı ameliyat gerektirmez. Tedavi kararı yırtığın tipi ve yeri, hastanın yaşı ve aktivite düzeyi, mekanik şikâyetlerin varlığı ve eşlik eden kıkırdak hasarı değerlendirilerek verilir.
Cerrahi gereken ve onarıma uygun yırtıklarda mümkün olduğunca menisküs dokusunun korunması ve artroskopik menisküs tamiri amaçlanır.
Ön çapraz bağ, diz ekleminin stabilitesini sağlayan temel yapılardan biridir. Yaralanmalar özellikle futbol, basketbol ve kayak gibi ani yön değiştirme ve dönme hareketlerinin bulunduğu aktiviteler sırasında görülebilir.
Yaralanma sırasında dizden ses gelmesi veya kopma hissi, erken dönemde şişlik ve daha sonraki dönemde dizde boşalma veya güvensizlik hissi ortaya çıkabilir.
Her ön çapraz bağ yaralanması aynı şekilde tedavi edilmez. Hastanın yaşı, aktivite beklentisi, dizdeki instabilitenin derecesi ve eşlik eden menisküs veya kıkırdak yaralanmaları tedavi kararında önemlidir.
Aktif yaşamına veya yön değiştirme gerektiren sporlara dönmek isteyen ve belirgin instabilitesi bulunan uygun hastalarda artroskopik ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu değerlendirilebilir.
Özellikle genç ve aktif bireylerde dizin ön tarafındaki ağrının sık görülen nedenlerinden biridir.
Merdiven inip çıkma, çömelme, koşma veya uzun süre dizler bükülü şekilde oturma sırasında ağrı artabilir.
Tedavide çoğunlukla aktivite düzenlenmesi ve uygun egzersiz programları ön plandadır. Diz ve kalça çevresindeki kasların kuvvetlendirilmesi ve alt ekstremite biyomekaniğinin değerlendirilmesi rehabilitasyonun önemli parçalarıdır.
Patellar tendon, diz kapağını kaval kemiğine bağlayan ve dizin hareketinde önemli görev üstlenen güçlü bir tendondur.
Özellikle koşma ve sıçrama içeren sporlarla uğraşan kişilerde tekrarlayan yüklenmeler sonucunda patellar tendinopati gelişebilir. Ağrı çoğunlukla diz kapağının hemen altında hissedilir ve sıçrama, koşma veya sportif aktivite sırasında artar.
Tedavinin temelini yüklenmenin düzenlenmesi ve tendonun kontrollü olarak yeniden yüklenmesini sağlayan uygun egzersiz ve rehabilitasyon programları oluşturur. Cerrahi tedavi yalnızca uzun süreli ve dirençli seçilmiş olgularda gündeme gelir.
Eklem kıkırdağı, diz eklemini oluşturan kemik yüzeylerini kaplayarak eklemin düşük sürtünmeyle hareket etmesini sağlayan özel bir dokudur.
Travma veya spor yaralanması sonucunda özellikle genç hastalarda sınırlı ve bölgesel kıkırdak lezyonları gelişebilir. Bu durum, ileri yaşlarda görülen yaygın diz kireçlenmesiyle aynı değildir.
Tedavide hastanın yaşı ve aktivite düzeyi ile kıkırdak hasarının büyüklüğü, derinliği ve bulunduğu bölge önemlidir. Dizilim bozuklukları ile eşlik eden menisküs ve bağ problemleri de değerlendirilmelidir.
Uygun hastalarda rehabilitasyon ve aktivite düzenlenmesi yeterli olabilirken, belirli kıkırdak lezyonlarında artroskopik veya kıkırdak restorasyonuna yönelik cerrahi yöntemler değerlendirilebilir.
Diz kireçlenmesi, eklem kıkırdağında zaman içerisinde gelişen yapısal bozulmanın yanı sıra eklemin diğer yapılarını da etkileyebilen dejeneratif bir hastalıktır.
Hastalığın ilerlemesiyle birlikte yürümekle artan ağrı, merdiven kullanmakta ve oturup kalkmakta zorlanma, hareket kısıtlılığı, şişlik ve ileri dönemlerde bacakta şekil bozukluğu gelişebilir.
Kireçlenmenin erken ve orta dönemlerinde tedavinin temelini hastanın günlük yaşam ve aktivitelerinin düzenlenmesi, uygun egzersiz, kilo kontrolü ve fizik tedavi oluşturur. Gerekli durumlarda hastanın genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak ağrı kontrolüne yönelik ilaç tedavilerinden yararlanılabilir.
Tedavi yalnızca röntgende görülen kireçlenmenin derecesine göre değil; hastanın ağrısı, günlük yaşamındaki kısıtlanma, fizik muayene bulguları ve beklentileri birlikte değerlendirilerek planlanmalıdır.
İleri evre diz kireçlenmesinde ağrı zaman içerisinde yürüme, merdiven kullanma, oturup kalkma ve günlük yaşamın diğer temel aktivitelerini belirgin şekilde kısıtlayabilir.
Uygun cerrahi dışı tedavilere rağmen ağrı ve fonksiyon kaybının devam ettiği, ileri derecede eklem hasarı bulunan hastalarda diz protezi cerrahisi değerlendirilebilir.
Total diz protezi ameliyatında diz ekleminin ileri derecede hasarlanmış yüzeyleri uygun şekilde hazırlanarak femur ve tibia tarafına protez bileşenleri yerleştirilir. Bu bileşenlerin arasında eklem hareketine olanak sağlayan özel bir polietilen yüzey bulunur.
Halk arasında bazen düşünüldüğü gibi ameliyat sırasında “dizin tamamı çıkarılmaz.” Hasarlanmış eklem yüzeyleri kontrollü şekilde hazırlanarak protez bileşenleriyle yeniden oluşturulur.
Ameliyatın temel amacı ağrının azaltılması, diz fonksiyonunun iyileştirilmesi ve hastanın günlük yaşam aktivitelerini daha rahat gerçekleştirebilmesidir.
Diz protezi kararı yalnızca hastanın yaşına veya röntgen görüntüsüne bakılarak verilmez.
Özellikle;
İleri derecede diz kireçlenmesi bulunan,
Ağrısı günlük yaşamını belirgin şekilde etkileyen,
Yürüme ve merdiven kullanma gibi aktivitelerde ciddi şekilde zorlanan,
Gece veya istirahat ağrısı gelişen,
Diz hareketlerinde belirgin kısıtlılık veya deformite bulunan,
Uygun cerrahi dışı tedavilere rağmen yeterli iyileşme sağlanamayan
hastalarda protez cerrahisi değerlendirilebilir.
Röntgende ileri derecede kireçlenme görülmesi tek başına ameliyat nedeni değildir. Hastanın şikâyetlerinin ve fonksiyonel kaybının görüntüleme bulgularıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Benzer şekilde diz protezi için herkes açısından geçerli sabit bir yaş sınırı yoktur. Karar hastanın ihtiyaçları, genel sağlık durumu, yaşam kalitesi ve beklentileri doğrultusunda bireysel olarak verilmelidir.
Kireçlenme dizin yalnızca belirli bir bölümünde sınırlıysa ve dizin diğer yapıları uygun durumdaysa seçilmiş hastalarda unikompartmantal (kısmi) diz protezi uygulanabilir.
Kireçlenmenin dizin birden fazla bölümünü etkilediği ileri hastalıkta ise total diz protezi daha uygun olabilir.
Hangi protez yönteminin uygun olduğu fizik muayene ve uygun şekilde çekilmiş radyografilerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda belirlenir.
Diz protezi ameliyatından sonraki süreç cerrahinin kendisi kadar önemlidir. Hastanın genel durumuna göre erken mobilizasyon, ağrı kontrolü, diz hareketlerinin yeniden kazanılması ve uygun rehabilitasyon iyileşme sürecinin temel parçalarıdır.
İyileşme süresi her hastada aynı değildir. Yaş, ameliyat öncesindeki hareket kapasitesi, kas gücü, ek hastalıklar ve rehabilitasyon süreci iyileşmeyi etkileyebilir.
Her cerrahi işlemde olduğu gibi diz protezi ameliyatında da enfeksiyon, damar içi pıhtı oluşumu, hareket kısıtlılığı, protez çevresi problemleri ve yeniden cerrahi gereksinimi gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle ameliyat kararı olası yararlar ve riskler hasta özelinde değerlendirilerek verilmelidir.
Diz ağrısının değerlendirilmesinde hastanın yaşı, ağrının yeri, travma öyküsü ve şikâyetlerin özellikleri dikkate alınır. Fizik muayenede diz hareketleri, bağ stabilitesi, menisküs bulguları, dizilimi ve kas gücü değerlendirilir.
Gerekli durumlarda ayakta yük vererek çekilen direkt grafiler, MR veya BT kullanılabilir. Özellikle diz kireçlenmesinin değerlendirilmesinde uygun şekilde çekilmiş direkt grafiler çoğu zaman yeterli ve önemli bilgiler sağlar. Her diz ağrısında MR gerekli değildir.
Uzun süren veya tekrarlayan diz ağrısı, tekrarlayan şişlik, hareket kısıtlılığı, kilitlenme veya boşalma hissi ya da ağrının günlük yaşamı ve sportif aktiviteleri etkilemesi durumunda değerlendirme önerilir.
Travma sonrasında dizin üzerine basamama, belirgin şekil bozukluğu, hızla gelişen ciddi şişlik veya ateşle birlikte kızarık ve sıcak bir diz bulunması durumunda daha erken tıbbi değerlendirme gerekir.
Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel tıbbi değerlendirme, tanı veya tedavi önerisi niteliğinde değildir ve hekim muayenesinin yerini tutmaz. Tanı ve tedavi kararları hastanın bireysel özellikleri ve klinik değerlendirmesi doğrultusunda hekim tarafından verilmelidir. Acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi'ne veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.